Neden Öğrenemiyoruz?


 
En az bir yabancı dil bilmenin zorunluluk haline gelmesine rağmen bu sorunun bir türlü halledilmemesinin temelinde, öğretim metodundaki eksiklikler ve hatalar yatıyor.

Öğrenirken odaklanamama, anadildeki yetersizlikler, zayıf genel kültür, yabancı dil öğretiminde materyal kullanmama ve sınava odaklı çalışma gibi nedenler de İngilizce öğrenme önündeki en büyük engeller.

TED İstanbul Koleji öğretmenleri, İngilizce eğitiminin daha çekici hale gelmesi için şunları önerdi:

İngilizce nasıl ilgi çekici hale gelir?

Yabancı dil sürekli tekrarla, dinleyerek, okuyarak, konuşarak ve yazarak gelişen bir beceri olduğu için, çocuğun yaşamının bir parçası haline getirilmesine yardımcı olun.
Çocukların ilgi duyduğu bir alanda (müzik, spor, bilgisayar v.s.) İngilizce bir dergiye abone olun.
Çocuğun İngilizce öykü CD'leri dinlemesini, filmler izlemesini, müzik dinlerken şarkı sözlerini de öğrenmesini teşvik edin.
İngilizce konuşabileceği ortamlarda bulunmasını sağlayın.
Çevrenizde her zaman ana dili İngilizce olan birisini bulamayacağınız için günümüzde artık çok yaygınlaşmış olan değişim programlarından yararlanın. Bu programlar dahilinde yabancı bir öğrenciyi belli bir süre evinizde konuk edeceğiniz gibi, çocuğunuzun da ortaöğretim yaşamının bir yılını yurt dışında bir okulda geçirmesini sağlayabilirsiniz. Bazı değişim programları öğrencilere burs olanakları da sunuyor.
Okuma alışkanlığını edinmemiş bir öğrencinin yabancı dilini geliştirmesi beklenemez. Çocuğun kendi seçeceği yaşına ve düzeyine uygun kitapları düzenli olarak okumasını sağlayın. Bu konuda ona öncelikle sizin model olmanız çok önemlidir. Lütfen onunla birlikte siz de okuyun ya da bir şekilde kitap okumanın keyfini sizinle paylaşmasını sağlayın.
Çocuğun ders ortamı dışında İngilizce ile ilgili yapacağı her çalışmayı (metin, ses ya da görüntü kaydı olarak) portfolyosunda sergilemesi için onu teşvik edin.
Okulda ne yaptığı ya da neler olduğu konusunda değil, ne öğrendiği konusunda konuşun. Neyi, niçin öğrendiğini, hangi konularda daha fazla tekrar yapması gerektiği konusunda onunla fikir alışverişinde bulunun ve kendi öğrenmesinin sorumluluğunu kendisinin alması konusunda onu yüreklendirin.
Mümkünse öğrenilen dilin konuşulduğu ülkeye ziyaretler yapın.
Sözlük kullanmayı öğrenin. Seviyenize uygun bir sözlük alın.

Çocuğun İngilizce öğrenmesi, konuşması ve kullanması için ne yapmalı?

Dili bir araç değil amaç olarak göstererek öğretmeli.
Dersi eğlenceli, meraklı hale getirmeli.
İngilizce'yi diğer dersler gibi çok çalışıp, iyi not alması gereken bir ders olarak göstermemeli. İngilizce'nin, hayatını kolaylaştıracak olduğunu görmesini sağlamalı.
Öğretime mümkünse anaokulundan itibaren küçük yaşta başlamalı.
Eskiden hazırlık sınıfları 6. sınıfın önündeydi ve dil öğrenimi küçük yaşta daha kolay olduğundan daha etkin öğretilebiliyordu. Lise sınıflarının önüne geldiğinden bu yana dil daha zor öğreniliyor, hazırlık sınıfları tekrar konulmalı.
Öğretmenlerin, velilerin seçtiği kitaplar yerine çocuklar kendi seçtikleri kitapları okumalı.
Klasikleri zorunlu hale getirip, okutmaya çalışırken çocuğu okumaktan ve dilden soğutmamalı.
İngilizce'yi sadece İngilizce dersinde değil, başka disiplinlerde de (matematik, fen, bilgisayar) kullanmalı.
Kitap okurken her sözcüğün anlamını bilmesini beklememeli.
Küçük yaşta izlediği kanallardaki dilin İngilizce olmasına dikkat etmeli (Baby TV vb.).
Uyumadan önce bir akşam Türkçe hikaye okunuyorsa bir akşam da İngilizce hikaye okumalı (anlamasa da duysun).
Okullarda İngilizce kullanılan ortamları arttırmalı, ihtiyacını öğrenmekte olduğu dili kullanarak karşılayabilmesi sağlanmalı.
Dili doğru kullanmasını sağlamalı ama çok da kurallı olmasını beklememeli. Kurallara dikkat etmeye yoğunlaşarak yanlış yapmaktan korkar hale gelebilir.
Gramer öğreterek dil öğretmeye çalışmamalı.
Okuyarak, yazarak, dinleyerek ve konuşarak öğretmeli. Yabancı dili de ana dilini öğrendiği gibi öğrensin.
"Hadi bir İngilizce/Fransızca konuş da duysunlar" diye zorlamamalı. Yeri geldiğinde kendisinin kullanmasını beklemeli.
Yazması için bir konu verip de, hadi yaz dememeli. Birkaç konu verin o seçsin ve yazsın.
Yazarken güdümlememeli. O yaratsın, yazsın. Zaman içinde kurallı yazmayı öğrenir. Önce yazmanın keyfini alsın.
Hata yaptığında hemen düzeltmemeli. Hata yapmaktan korkar hale gelmesin. Hatasını doğruları duyarak kendi fark ederek düzeltsin.
İkinci dili v-özellikle küçük yaşta- yaratarak öğrenmesini sağlamalı. Örneğin bir oyuncak yaratsın, bir hikaye kahramanı yaratsın ve onu konuştursun.
Yaz okullarını ya da kamplarını, yeni bir ülke gördüğü, kendi dilini konuşan arkadaşları ile güzel bir tatil geçirdiği yerler haline getirmemeli. Ana dilini kullanamayacağı, başka etkinlikler de yapacağı ve hatta büyüdükçe aynı zamanda çalışacağı kamplar olmasını sağlamalı.
Öğretenler ve aileler, onun öğrenmesinden kendini sorumlu kılmamalı. Öğrenme sorumluluğu çocukta olmalı.

Öğrencilere sorduk: İngilizce öğrenmeyi seviyor musunuz, neden? 

Efe Çakar (6. sınıf öğrencisi): Dersi zevkli hale getirirdim 

Ben bir İngilizce öğretmeni olsaydım oyunlar oynatarak, zevkli bir şekilde dersleri işlerdim. Oyunlar oynatırdım ama gerektiğinde uzun uzun ders de anlatırdım. İngilizce film izlemek, kitap okumak, dersi dinlemek ve bol bol yabancılarla konuşup pratik yapmaktan hoşlanıyorum.

Melisa Maya Kumar (10.sınıf öğrencisi): Neden matematik, İngilizce kadar önemli?

Şüphesiz, bir dil öğrenmenin en kolay yolu sürekli onu duymak, sadece onu duymaktır. Küçük yaşta İngilizce öğrenmeye başlayan öğrencilerin sürekli dili duymasını sağlayacak olanlar, öğretmenleridir. Kelime öğretmek için bestelenen şarkılardan, aile bireylerini tanıtmak için yazılan hikayelere kadar hepsi akılda kalıcılık açısından çok önemli olmasına rağmen, öğretmenlerin ders içinde ve dışında İngilizce konuşmaktaki kararlılığı kadar işe yarayan bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Altıncı sınıf boyunca hiç Türkçesini duymadığım bir İngilizce öğretmenim vardı. Ve sayısız kere sınavlarda sesinin kulaklarımda çınlamasıyla cevaplamışımdır soruları. Ve tabii ki şu sınavlar. Babama karnemi her uzattığımda ilk baktığı ders her zaman matematik olmuştur. Bu, matematiğim kötü olduğundan ya da diğer derslere göre daha üst sıralarda yer aldığından değildir. Babama göre en 'önemli' ders matematiktir. Türkiye'de özel okullarda bile İngilizce'nin kolay öğretilememesi belki de buna bağlıdır.

Yorum Gönder

1 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.
  1. ingilizce öğretmenlerinin şanssızlığı, türk insanının, televizyonda filan ingilizce duymak suretiyle bu dersi öğrenmediğini anlayabilmesidir. televizyonda filan asla kimya, geometri, sosyoloji duymadığımız için bu dersleri öğrenemediğimizi anlayamıyoruz.

    YanıtlaSil